18 Mayıs 2009 Pazartesi
mezun oluyoruz...
İşte geldik arkadaşlar,bitmez dediğimiz 2 senenin sonuna.Neler sıgdırdık bu 2 seneye bir çok kazanım elde ettik dimi:) meger ne çok bilmediğimiz şey varmış hayata dair,gündeme dair..En öenmlisi iletişim kurmanın en temel kurallarını ögrendik.Ne mutlu ki bize ki okuma şansı elde ettik ve piyasaya donanımlı birer iletişimciler olarak atılma şansına sahip olduk.Her bitiş bir başlangıçtır hayatta hepinize bundan sonraki hayatınızda kolaylıklar diliyorum
kıssadan hisse..
Yollari oldukca uzunmus, yokus yukari gidiyorlarmis, gunes yakiciymis,ter icinde kalmislar, susamislar.Bir donemecin ardinda harika bir mermer kapi gormusler; kapi, ortasinda bircesme bulunan altin doseli bir meydana aciliyormus, cesmeden berrak bir suakiyormus.Yolcu kapidaki bekciye donmus.'Iyi gunler.''Iyi gunler,' diye yanit vermis bekci.'Burasi harika bir yer, adi ne?''Burasi cennet.''Ne iyi, cennete gelmisiz, cunku cok susadik.''Iceri girip dilediginiz kadar su icebilirsiniz', demis bekci ve eliylecesmeyi gostermis.'Atimla kopegim de susadilar.''Kusura bakmayin,' demis bekci.'Buraya hayvanlar giremez.'Yolcu cok uzulmus, cok susamismis, ama suyu tek basina icmek istemiyormus.Bekciye tesekkur edip yoluna devam etmis. Epeyce bir sure yamac yukarigittikten sonra eski gorunumlu kucuk bir kapiya varmislar, kapi iki yaniagaclikli toprak bir yola aciliyormus. Agaclardan birinin altinda, sapkasinialnina indirmis, uyur gibi yatan bir adam varmis.'Iyi gunler,' demis yolcuAdam basini sallamis.'Atim, kopegim ve ben cok susadik.''Surada taslarin arasinda bir pinar var,' diyen adam eliyle orayi isaretetmis.'Istediginiz kadar su icebilirsiniz.'Yolcu, ati ve kopegi pinara gidip susuzluklarini gidermisler.Yolcu bekciye tesekkur etmis.'Istediginiz zaman yine gelebilirsiniz,' demis bekci.'Buranin adi ne?''Cennet.''Cennet mi? Ama mermer kapidaki bekci bana orasinin cennet oldugunusoyledi.''Orasi cennet degil cehennemdi.'Yolcunun akli karismis 'Sizin adinizi kullanmalarina niye izin veriyorsunuz?Yanlis bilgi vermeleri buyuk karisikliga neden olur!''Hic de degil. Aslinda onlar bize buyuk bir iyilikte bulunuyorlar. En iyidostlarina sırt cevirenlerin hepsi orada kalıyor cunku
can dündar
YANLIZLIĞA ALIŞMALI
Bavulları hep toplu durmalı insanın...
Bir gün telefonların hiç çalmayabileceği hesaplanmalı...
Tül perde arkasından misafir yolu gözlemekten vazgeçmeli...
İhanetlere, terkedilmelere, bir başına bırakılmalara hazırlıklı olmalı...
Yalnızlığa alışmalı...
* * *
Çünkü "omuz omuza" günlerin vakti geçti. Dayanışma... günümüz borsasının değer kaybeden hisse senetlerinden biri artık...
Bireyin keşif çağı, geride kırık dökük yalnızlıklar bıraktı.
Terörün bile bireyselleştiği çağdayız. Zaman, birlikten kuvvet doğurma zamanı değil; zaman, tek başına dimdik ayakta kalabilmeyi becerme zamanıdır.
* * *
İşte o yüzden alışmalı yalnızlığa...
Sokaklar dolusu ıssızlıkla başbaşa yaşamayı göze almalı insan... Güvendiği dağlardaki karlara bakıp ders çıkarmalı... Hüzünlü bir şarkıyla paylaşılan gecelerde başım dayayacak bir omuz arama huylarından vazgeçmeli... Sofrada tek tabağa, tabakta az yemeğe alışmalı...
Romanlardan yalnızlığı yücelten paragraflar asmalı evin en görünür duvarlarına...
"Yalnızlık paylaşılmaz/ Paylaşmılsa yalnızlık olmaz" dizeleriyle başlamalı güne...
Telesekretere "şu anda size cevap verebilecek kimse yok" denmeli, "... belki de hiçbir zaman olmayacak..."
Cevapsızlığa, sessizliğe ısınmalı...
* * *
Oysa sessizlik haksızlığa alkıştır.
Haklılığın onuru yaşatır insanı... Susmanın utancı öldürür.
O yüzden en sessiz gecelerde ''doğruydu, yaptım"la teselli bulmalı insan...
Feryada komşuların yetişmemesine, soğuk duvar diplerinde sessizce ağlaşmaya alışmalı... Kendiyle hesaplaşmaya çalışmalı...
Gece yastıkla ağlaşmaya, sabah aynayla gülüşmeye, kendiyle hüzünlenip, kendiyle keyiflenmeye hazır olmalı...
Hep başını alıp gidebilecek kadar cesur, ama hep kalıp savaşacakmış kadar gözüpek olabilmeli...
Sessizliği, sese dönüştürebilmeli...
* * *
Ve sırt çantasını her daim hazır tutmalı insan...
Yollarla barışmalı...
Yalnızlığa alışmalı...
Bavulları hep toplu durmalı insanın...
Bir gün telefonların hiç çalmayabileceği hesaplanmalı...
Tül perde arkasından misafir yolu gözlemekten vazgeçmeli...
İhanetlere, terkedilmelere, bir başına bırakılmalara hazırlıklı olmalı...
Yalnızlığa alışmalı...
* * *
Çünkü "omuz omuza" günlerin vakti geçti. Dayanışma... günümüz borsasının değer kaybeden hisse senetlerinden biri artık...
Bireyin keşif çağı, geride kırık dökük yalnızlıklar bıraktı.
Terörün bile bireyselleştiği çağdayız. Zaman, birlikten kuvvet doğurma zamanı değil; zaman, tek başına dimdik ayakta kalabilmeyi becerme zamanıdır.
* * *
İşte o yüzden alışmalı yalnızlığa...
Sokaklar dolusu ıssızlıkla başbaşa yaşamayı göze almalı insan... Güvendiği dağlardaki karlara bakıp ders çıkarmalı... Hüzünlü bir şarkıyla paylaşılan gecelerde başım dayayacak bir omuz arama huylarından vazgeçmeli... Sofrada tek tabağa, tabakta az yemeğe alışmalı...
Romanlardan yalnızlığı yücelten paragraflar asmalı evin en görünür duvarlarına...
"Yalnızlık paylaşılmaz/ Paylaşmılsa yalnızlık olmaz" dizeleriyle başlamalı güne...
Telesekretere "şu anda size cevap verebilecek kimse yok" denmeli, "... belki de hiçbir zaman olmayacak..."
Cevapsızlığa, sessizliğe ısınmalı...
* * *
Oysa sessizlik haksızlığa alkıştır.
Haklılığın onuru yaşatır insanı... Susmanın utancı öldürür.
O yüzden en sessiz gecelerde ''doğruydu, yaptım"la teselli bulmalı insan...
Feryada komşuların yetişmemesine, soğuk duvar diplerinde sessizce ağlaşmaya alışmalı... Kendiyle hesaplaşmaya çalışmalı...
Gece yastıkla ağlaşmaya, sabah aynayla gülüşmeye, kendiyle hüzünlenip, kendiyle keyiflenmeye hazır olmalı...
Hep başını alıp gidebilecek kadar cesur, ama hep kalıp savaşacakmış kadar gözüpek olabilmeli...
Sessizliği, sese dönüştürebilmeli...
* * *
Ve sırt çantasını her daim hazır tutmalı insan...
Yollarla barışmalı...
Yalnızlığa alışmalı...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
